Geleceğin Yaşam Alanları: Yüzen Şehirler

June 30, 2008

Lilypad

Geçtiğimiz günlerde birkaç yerde bir haber okudum. Olayın özeti kısaca, küresel ısınmanın yolaçtığı ısı artışı sonucu eriyen buzular deniz seviyesini yükseltecek. Bunun sonucunda da birçok kara parçası sualtında kalacak. Bu aslında yeni bir bilgi değil. Uzun yıllardır tartışılan bir konu. Haberde buna önlem olarak deniz ve okyanusların üzerinde kurulması düşünülen "yüzen şehirlerle" çözüm arandığı yazıyordu. Lilypad denen bu şehirlerde adeta yaşayan canlılar olacakmış. İhtiyacı olan enerjiyi kendi üretecek, insanların yaşaması için ihtiyacı olan gıdalar için sualtı çiftlikleri kurulacak. Tüm bunları okuyunca önce Jules Verne’nin Yüzen Şehir isimli kitabı geldi aklıma. Sonra ise benim için gelmişgeçmiş en güzel bilimkurgu dizilerinden olan SeaQuest’i anımsadım. İkisi de yıllar öncesinde su yüzeyinde ve sualtındaki yaşam üzerine kurgulanmıştı. Üstte bahsi geçen haber sadece bir tasarım şimdilik. Bu fikir hayata geçer mi bilmiyorum ancak korkulan olursa geleceği şimdiden hayal edebiliyorum sanırım…

Kodak Colorama; Fotoğraflarla Amerikan Yaşamı

April 1, 2008

Kodak Colorama-September 1957
Üstteki aile sadetini anlatan fotoğraf 1957 yılına ait. Çok küçük olduğuna bakmayın. Aslında gerçek boyutu 18 x 5.5 metre ebatlarında ve bunun gibi tam 565 tane birbirinden farklı fotoğraf bulunuyor. Amerikan yaşamını her yönüyle "fazlasıyla mükemmel" şekilde yansıtan bu dev fotoğraflar aslında Kodak’ın reklam kampanyasının bir ürünü.
Herşey 1950 yılında başlamış aslında. New York tren garı "Grand Central"da kiralanan panoya Kodak dünyanın en büyük fotoğraflarını yerleştirmeyi düşünmüştü. Konu ise Amerikan yaşamından kesitler olacaktı. Çeşitli fotoğrafçılarla çalışıldı. Birkaç haftada bir değiştirilen fotoğrafların her karesinde Kodak’ın bir ürünü yer alıyordu. Ancak fotoğraflarda anlatılanlar pek sıradan Amerikan hayatına uymuyordu. Daha çok propaganda kokuyordu. Soğuk Savaş yılllarında bir cevap niteliği taşıyordu herbiri. Rüya ülkesi Amerika’dan kareler 1990 yılına kadar sergilendi. Bu tarih, gariptir ki Soviyetler Birliği’nin dağıldığı yıllara denk geliyordu.
Herşey bir yana fotoğrafların herbiri gerçek bir görsel şölen sunuyor. 40 yıllık bir tarihi anlatıyor. Tümünü görme imkanım olmadı ancak şurada, galeri bölümünde 100 civarında fotoğrafı görebilir ve konuyla ilgili daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. 

Kaynak: Bu konuyu ilk defa GEO Türkiye Dergisinin Haziran 2006 sayısında okumuştum. Geç de olsa paylaşmak istedim.

Svalbard Tohum Deposu; Geleceğe Miras

March 31, 2008

Svalbard Global Seed Vault
Geçenlerde futuristik bir habere rastladım internette. Norveç’in Svalbard adasında toprağın altına bir bina inşa edilmiş. Ada Kuzey Kutbuna yakın olduğu için buzullarla kaplı doğal olarak. İnşa edilen binanın yapısı ise biraz garip. Nükleer bomba saldırılarına bile dayanıklı olan, hatta büyük doğal felaketlerden sonra bile ayakta kalabilecek olan binanın içi tohumlarla dolu. Aslında yapılan iş tamamen geleceğe yatırım. Son yıllarda çok sık konuşulan küresel ısınmanın gerçek olması veya tahmin edilemeyen büyük bir doğal felaket karşısında ayakta kalabilmek için yapılan bu çalışma tamamlandığında büyük bir "bitki gen bankası" olacak. Dünyanın dört bir yanından, devletlerin izniyle toplanan her bir bitkinin tohumları buraya toplanarak korunması amaçlanıyor. 4.5 milyon tohum alabilecek kapasiteye sahip SGSV, 9 milyon dolara malolmuş.   

Dünün Dünyasından Yarın Hayalleri

February 8, 2008

1956
Geleceğin nasıl olacağını düşünmek her devrin insanlarını cezbetmiştir. Sanatın ve fikir dünyasının her alanında geleceğin dünyasının nasıl olacağını tarif etmek yüzyıllardır sürüyor ve bu geriye muazzam bir birikimin oluşmasını sağlamış. paleofuture.com isimli blogun seçtiği tema tam olarak bunun üzerine kurulu. 1880′li yıllardan günümüze kadar konuyla ilgili reklamlar, çeşitli projeler, çizimler, filmler, teoriler, fikirler ve fotoğrafların derlenmesiyle oluşan blogu mutlaka ziyaret edilmesini öneriyorum. Dünün dünyasında yaşayan insanların bugün için nasıl hayaller kurduklarını görmek, hayranlık yaratan hayal dünyalarını görmek inanılmaz zevkli dakikalar geçirmenizi sağlayacaktır.

İnsanlar Olmasaydı…

January 31, 2008

Herşey doğar, gelişir ve yokolur… Bu devirdaim insanlık nesli için de geçerli kuşkusuz. Peki biz olmasaydık dünya nasıl olurdu acaba. Birkaç yıl önce televizyonda izlediğim ve adını hatırlayamadığım bir belgesel buna bir cevap veriyordu. Anlatılan konu Avrupa’nın doğasıydı. Sanırım Polonya’nın sık ormanlarından birinin derinliklerinde savaş döneminde sınır karakolu olarak kullanılan bir binayı gösteriyordu. Bina geçen sadece 50 yıladan biraz fazla zamanda çökmeye yakın bir hal almıştı. Duvarlarından otlar yeşermiş. Çürümüş demir dolaplar hayvanlara barınak olmuştu. Profesör Alan Weisman da tam olarak bu konuda hakkında yazdığı “World Without Us” isimli kitabında doğanın “herşeye rağmen” kendini kurtarabileceğini söylüyor. Aynı belgeselde anlatıldığı gibi. Geçtiğimiz yıl birçok yerde işlenen bu konu yakın ve uzak gelecek hakkında birçok gerçekçi ipucu sunuyor. Tahminlere göre 5 milyar yaşındaki dünyamızın insanlar olmadan yaşayacağı tahmini 4.5 milyar yılda neler olacağını ayrıntılarıyla anlatan güzel bir tercümeye buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca evinizin geçireceği değişimi de alttaki videodan izleyebilirsiniz…