Into The West; Vahşi Batı’nın GerçekleriNovember 13, 2008
Vahşi Batı’yla ilk tanışmam ne filmlerden, ne de çizgi romanlar sayesinde olmuştu. Türkiye’de adı pek duyulmamış olan Alman yazar Karl May‘ın kitapları sürükledi beni bu sihirli dünyanın içine. Apache şefi Winnetou ve kankardeşi kovboy Old Shatterhand’in maceraları çocukluğumun en büyük hayalgücü kaynağıydılar. Karl May Avrupa’nın neredeyse tamamını gezmişti. Ancak bilinmeyen bir gerçek vardı. 19′uncu yüzyılın sonlarına doğru yaşayan yazarın kitapları okadar gerçekçi yazılmasına rağman kimse aslında onun Yeni Dünya’ya hiç ayak basmadığını bilmiyordu. Büyüdükçe kızılderililer ile ilgili daha çok şey öğrendim elbette. Ancak asıl aydınlanmam 2005 yılında yayınlanan Into The West isimli mini diziden sonra gerçekleşti.
Bu yapım birçok yönden gözardı edilmemesi gereken bir şaheser bence. 1825-1890 yılları arasında, biri kızılderili, diğeri beyaz iki ailenin kuşaklar boyu devam eden hikayesini anlatan 6 bölümlük dizi bundan çok daha fazlasını kapsıyor. O dönemlerde yaşanan önemli tarihsel olayları usataca harmanlandığı hikayesi aslında bir ırkın nasıl yok olduğunu epik bir şekilde anlatıyor. Kızılderili soykırımının bu seviyede olduğunu Karl May asla yazmamıştı oysa. Dizi, "gerçek Amerikan tarihi" için kesinlikle doğru kaynaklardan biri olabilecek nitelikleri taşıyor.

Ülkenin doğu sahillerinden batıya uzanan büyük tren yolunun inşaasındaki rekabet, şehirlerin kurulması / büyümesi, sanayileşme, modern hayata geçiş, telegraf, fotoğraf, göçmenler, hikayeye zaman zaman dahil olan eski Amerika’nın tanınan isimleri ve altın arayıcıları gibi birçok küçük yan hikayeyi kapsayan Into The West’in asıl güzelliği ana konusunun insanlar üzerinden anlatması. Bu da zaten çarpıcı olan hikayenin dramatik yönünü arttırıyor. Muhteşem görüntülere eşlik eden inanılmaz müzikler ise ortaya tarifsiz zevk veren bir seyirliği ortaya çıkarıyor.
- Televizyon | Saat: 9:58 am | del.icio.us |



